Isıran boşluğu kimse dolduramaz,
dolduramazdı..
Sevincinin nedenini anlamak
çok basitti, mutsuzluğuna
neden bulmaktı.
Küçük bir ''öpücük'' kesiğinden,
içimde olmadığı kadar kan aktı,
akıyor ve ben hala burdayım.
Demekki bu vijud kansız
çalıştı bunca süre.
Kim, ne ile, hangi amaçla çalıştırıyor?
Ve seni kestim,
kanaman için değildi..
Kıyamadan, hüzünle atılan n
arin kesiğe baktığında benim
anlamsız göz yaşlarımı görmen içindi.
Sinir ve nefretime şahit olundu
ama bana kimse benzemedi,
benziyemez ve tamamlıyamaz.
Tam'ım çünkü özgürüm,
kafes içerisinde geçen bir dünyada.
Yaşatılan ve yaşanan vahşet,
merak ve bu merak'ı
çözmenin merakı, sadece merak..
Ve aşk, merak'ın eş anlamlısı
ve sadece iki harf daha az,
daha saf ve modern.
Bu dünyaya nasıl yakıştırabiliyoruz onu?
En keskin bıçak..
Ve yaram kabuk bağlarken,
kabukların gözlerinde
bir ''at gözlüğü'' olduğunu fark ettim..
Sanki'' Kapatmalıyız bu yarayı hadi,
bir dahaki ''merak'a'' hazırlanmalı'' derler
gibiydi. Zaman, beni takip ediyodu.
Akrep ve yelkovan,
düştüğüm yeri gösteriyordu..
Bunları yazdığım saat buydu,
ve..Evet belkide sizleri kıskanıyordu,
bunları okuyamaması,
aldığım kararları öğrenememesi
belkide hayatıma hızlı
yada yavaş geçirtmesine karar veremiyordu..
Benim dikkatim çiçeklerdeydi o an,
en güzelleri ve renklileri.
Bu güzellik varken,
neden güzel bir kokuya ihtiyaçları vardı?
Eğer bu ''anlamsız'' dünyaya,
dışarıya sunduğu şey bu kadar
güzelse içindekileri
merak edenlerdenim..
Uzayın ne kadar büyük olduğunu biliriz,
bu büyük ve gizemli şeyin
bir böbrek taşı olduğunu biliyormuydun?
Ego
4 Aralık 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder