Ego

Ego

27 Aralık 2009 Pazar

Sinirli Arı kovanı

İnsanlar bulundu, kendilerini
kaybeden, isyankar insanlar.
İnsanların tek bir dertleri vardı,
dert etmeye üşenen,
boş bakışlara maruz kalan insanlar.
Mermileri olmıyan,
silahı sadece ve sadece silah
olduğu için, silahın gizemi için
saklıyan, ve süs olarak kullanan insanlar..
Gizem, silahların gizemi ve
onların yapılma nedenleri.
Güldüler, ağladılar ve karar verdiler.
Silah bir canlıydı, nefes alan ölümlü
bir canlı, öyle olmalıydı yoksa
yorulduklarını dile getirecelerdi,
''o'' insanlar...

İlaç bulundu, insanlara yararlı
olması gereken ilaçlar..
İlaçları bulanlar hasta değildi,
buna rağmen, ellerine en yakın
olan sıvı ile içtiler ilaçları,
ve beklediler.
İlaçlar, onlara zarar veriyor, onların
canını yakıyordu çünkü hasta değillerdi..
Etten ve kemikten oluşan bu kişiler,
kendi türleri için yasakladılar ilaçları.
Oysa ki, tek ortak noktaları etten ve
kemikten olmaları, dünyaya aynı
şekilde gelmeleriydi, ''o'' insanların
ve ''bu'' kişilerin.
Hayatta olmaları zaten kaçınılmazdı,
ve bunun onların ortak noktaları

olmasının bir faydası olamazdı, olmadı.
Hasta olduklarını öne süren ''o'' insanlar,
ilaçları buldular, ve ''bu'' insanlar onların
peşinden koşmaya başladılar..
''O'' insanlar, onları yakalamak için koşan ''bu''
insanlara bakıyor, ve bakmamaya
çalışmaya devam ediyorlardı.
İlaç belli bir süre onları mutlu etti,
ve yaşama isteklerinin azaldığını fark ettiler.
Ruhları bölünüyordu, başka dünyalardaki
evlerini ve hayatlarını ziyaret ediyor,

çıkarken ütünün fişini çekmeyi
unutmamaya çalışıyorlardı....

Sonunda bulmuşlardı, hayatın ''o''
anlamını, fakat ütü açık kalmıştı.
Ve unutkanlıkları, hatırlama istekleri,
geriye kalan ''o'' salak gülümseme, ve ''bu''
kamera şakasına devam etmek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder